Kadim Şehir Doğubayazıt Bunu Hak Etmiyor... Sıddık Söyler 'in Gözünden

Kadim şehrim bunu hak etmiyor, gelin görün ki caddelerde, sokaklarda ve pasajlarda bir insan nefesine hasret kalmış selamsız şehrin insanları haline geldik.

Kadim Şehir Doğubayazıt Bunu Hak Etmiyor... Sıddık Söyler 'in Gözünden
26 Ekim 2020 - 20:04 - Güncelleme: 26 Ekim 2020 - 20:21

Kadim Şehir Doğubayazıt Bunu Hak Etmiyor...
Sıddık Söyler ’in Gözünden
  • Doğubayazıt denildiğinden aklımıza ilk ne gelir?
  • Ticaret ve Turizm,                                               
  • Peki, Doğubayazıt’ı ne kadar tanıyoruz?
  • Ya da Doğubayazıt’ı ne kadar tanıtabiliyoruz?
  • İlçemizin vizyonunu doğru bir şekilde tanıtamadığımızı,
  • Doğubayazıt’ı doğru ifade edemediğimizi,
  • Ticaretimizi, tarihimizi ve kültürümüzü yeterince anlatamadığımızı,
  • Uzun yıllardır Doğubayazıt ilçemiz basında hep terör ile anıldığı da aşikârdır.

Nuh’un şehri, kadim şehir, yıllarca medeniyetlere öncülük etmiş, Nuh tufanından sonra insanoğlunun hayata ikinci başlangıç yeri olan Doğubayazıt şehri, dış ticarette Türkiye’nin Dubai’si olan, Turizmde; Ağrı Dağı, İshakpaşa Sarayı, Nuh’un Gemisi, Meteor Çukuru, Balık Gölü, Buz Mağaraları, Urartu kaleleri, inanç turizminde Ahmedi Hani (Hz.)türbesinin olduğu turizm şehri…

Gelin görün ki caddelerde, sokaklarda ve pasajlarda bir insan nefesine hasret kalmış selamsız şehrin insanları haline geldik.

İlçemize gelen her amirin her müdürün etrafında toplanan bazı gruplar ve bu gruplar kendi çıkarları için gelen yöneticileri yanlış yönlendirmeye sevk etmeleri yüzünden, Doğubayazıt halkı her türlü zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Doğubayazıt ilçesine gelen amirler, müdürler aylar ve yıllar geçtikçe ilçe halkını tanıyana kadarda iş işten geçmektedir.

İlçemizde cemaat, sendika, dernekleri ve çavuş ahbap ilişkilerini kullanarak koltukları esir alanlar nedeniyle
de bir türlü bürokratik çullanmanın önüne de geçilemiyor. 

İlçe halkının yıllardır çektiği sıkıntılar;
  • Türkiye’nin ikinci büyük sınır kapısı olan Kara Hudut Gürbulak Sınır Kapısını işlevsiz hale getirilmesi,
  • Günlük 3500-4000 kişinin 50-60 TL ve bir ekmek parası için İran’a gidip geldiği günübirliğinin pandemi nedeniyle kapatılması,
  • Kiraları ödendiği halde açılmayan 150 dükkânlı Sarısu Açık Pazarı,
  • İlçede iş imkânın olmadığı, sabahtan akşama kadar elleri ceplerinde boş gezen vatandaşları,
  • Maddi durumu iyi olanda, iyi olmayanda, sabah 8 akşam 17’ye kadar SYDV kapısını mesken tutanları,
  • Kışın aldıkları yardım kömürleri evlerinden yakmayarak, zenginlere para karşılığında satan insanları,
  • Amatörde dört takımı 2 yüze yakın futbolcusu olan ama ayaklarında bir tozluk, bir ayakkabısı olmayan gençleri,
  • Güvenlik nedeniyle çarşı iznine çıkarılmayan ve esnafta bir kibrit dahi alamayan Mehmetçikleri,
  • Cadde, sokaklar, kafeler, marketler vs. benzeri açık ve kapalı yerlerde maske-hijyen-sosyal mesafe ile koronavirüs kurallarına uymayan vatandaşları,
  • Pandemi bahane edilerek hastanelerde verilmeyen randevular ve hastalara bakmayan doktorları,
  • İlçede faiz karşılığında evleri, arabaları ellerinden alınarak kol gezen tefecileri,
  • Ekonomik sıkıtınlar yüzünden ilçede her gün başka mahallelerde başlayan hırsızlıkları,
  • İlçe dışından gelip Doğubayazıt’a yerleşen ve kendisini Suriyeli diye tanıtan dilencileri,
  • Kavşak başlarında hayatlarını hiçe sayan ellerinde bir pet şişesi su satan çocukları,
  • AVM önünde cadde ve sokaklarda okul çağındaki çocukların ellerinde bir mendil-maske-çakmak satan çocukları,
  • Uyuşturucuya bulaşmış 12-13 yaşlarında genç kız ve çocukları,
  • Okul önlerinde, cadde ve sokaklarda yavrularımıza uyuşturucu satan torbacıları,
  • 20 yılı aşkındır HDP tarafından yönetilen belediyenin yapamadığı şehrin yolları,
  • Çöpleri alınmayan caddeleri,
  • Yürüyüş yolu dahi olmayan bir şehir,
  • Her köşe başındaki el arabaları,
  • Cadde ve sokaklarda park eden araçları,
  • Kaldırımları işgal eden esnafları ve bu nedenle kaldırımlarda yürüyemeyen vatandaşları,
  • Sağlık, Tarım ve Belediye tarafından denetlenmeyen esnafları,
  • Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan adında bir millet parkı var ama suları akmayan, tuvaletleri kapalı olan, oturup temiz bir nefes alacak millet parkının olmaması,
  • Abdulbari Gozel tarafından o günün şartlarında 30 milyon TL para harcanarak inşa edilen, gündüz 3 bin- gece 2 bin öğrenci kapasitesi olan ve yapılaşma ile bölgede tek olan Ahmedi Hani Meslek Yüksek Okulu olmasına karşın, AİCÜ yönetimi tarafından elle tutulur açılmayan bölümler yüzünden her yıl ancak 30-40 öğrencisi olan,
  • Her yıl üniversite ve lise giriş sınavlarındaki sıralamalarda son sıralarda yer alan, okulları yıkılan okulsuz kalan öğrencileri,
  • Bazı kurumlarda; cemaat, dernek ve sendikaları kullanarak, kurumların başlarına beşer beşer basamak atlayarak geçen liyakatsiz ve Ali kıran baş keser amir ve personelleri,
  • Haberlerde manşetlerde yer almak için yedikleri yemekleri, ettikleri ziyaretleri, verdikleri plaketleri, boy boy çektirdikleri fotoğraflarını, sanal âlemde gazetelere ve haber servislerine gönderip reklamlarını yapmak için yarışanları,
  • Camiilerde verilen vaizlerde “Devlet yardım etmiyor” şeklinde ithamları, her hafta insanlara İslamiyet’i anlatmak yerine camiilerde toplanan paraları,
  • STK başkan ve yönetimlerinde görev alan yöneticilerin kendi ilçeleri için ellerini taşın altın koymamaları ve bir şey yapmamaları,

 “EFENDİ DEĞİL HİZMETKÂR OLMAK”

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sözüyle “EFENDİ DEĞİL HİZMETKÂR OLMAK” düsturu ile yola başlamayan amir, müdür, başkan ve personelleri,
  • Hangi görevlerde olursalar olsunlar, makam kapılarını vatandaşlarına açmadıkça,
  • Vatandaşıyla sözde değil özde, yürekten derdini dinleyerek bir olmadıkça,
  • Fakir Ayşe teyze, Ahmet dedenin kapısını çalıp evine gidip hasbihal etmedikçe,
  • Uyuşturucu batağına bulaşmış bir çocuğumuzun kurtulması için mücadele etmedikçe,
  • Çocukları teröre bulaşmış cezaevine girmiş bir ailenin evine gitmedikçe,
  • Bir taziyede, bir düğünde kendi halkının üzüntüsüne ve sevincine ortak olmadıkça,

Ülkemizin dört bir tarafı iç ve dış düşmanlarla sarılmış, her an ülkemizi parçalamak için avuçlarını sıvayan şer ve terör odakları, dışarıdan ve içerideki hainlerle uğraşmak ve 15 Temmuzların bu ülkede bir daha yaşanmaması, uçaklarda vatandaşına, Millet Meclisine bir daha bomba atan hainlerinin olmaması, kendi öz evlatlarına dış mihraklar tarafından ellerine verilen silahlar ile mermi sıkan terör örgütlerini ülkemizde yok etmek için mücadele eden devlet büyüklerimiz,  gecesini gündüzüne katarak, ülkemiz için yaptıkları çalışmaları ve ürettikleri projeleri hiçe sayarak,  kendi devletine, milletine canı pahasına bağlı yetiştirilmeyen evlatları ve devlet babanın şefkatli elini uzatmayan yetkilileri var oldukça,

Bir kahvede, bir restoranda, bir köşe başında tabure üzerinde oturmuş genci, yaşlısı ve vatandaşıyla oturup hasbihal etmediği sürece,

Bu sorunlar Doğubayazıt İlçemizde hep olacak ve yaşanacaktır.
 
Yok, benim görev sürem bitsin veya az kaldı ben gidiyorum, ben görevi bırakıyorum, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla hareket edilirse o yılan bir gün sizin veya bizim çocuğumuzu da ısıracaktır.

Bu dünyada sizden hesap sorulmasa dahi, Allah katında kıyamet günü bu hesap sizlerden sorulacaktır.
Kadim şehrimden yaşananları gördükçe ve izledikçe kahroluyorum!...

59 yaşında ömrünü Doğubayazıt’a adayan bir duyarlı vatandaş olarak, bir baba olarak yazılacak çok şeyler var ama inanın utanarak ve çok üzülerek yazmak istemiyorum...

Evet; kurumlarda, birimlerde bizleri arayacaklar, neden bu yazıyı yazdınız diyecekler, kimi tavır alacak, kimileri belki bizimle görüşmeyecek, Doğubayazıt ilçemizin gerçeklerini yazdım, değerli büyüklerim ben Doğubayazıt aşığı bir insanım, benim kadim şehrim bunu hak etmiyor…

Gerçekçi olmak gerekirse…
Bu anlayış ile hiçbir zaman huzurlu, kendi ailesiyle gönül rahatlığı içerisinde, cadde ve sokakları gezecek  yaşanılabilir bir şehrimiz olmayacaktır!...

İnsanlarımız maddi imkânlar buldukça çocuklarının geleceği için kadim ve şirin ilçemizde kendi anne ve babalarını, ailelerini, kendi akrabalarını bırakarak tanımadıkları yerlere göç etmeye mecbur kalacaklardır.
Varın siz sağ olun bizden söylemesi gerisi sizlerin takdirindedir.
SIDDIK SÖYLER
 
 
 
 
 
 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum